Rinoplasti (burun estetik cerrahisi) , plastik cerrahi operasyonlarında en sık yapılan cerrahi girişimdir. Kelime anlamına bakılarak sadece burnun şeklini düzelmek için yapılıyor olması gerekse de bunun yanında nefes alma sorunua yol açan etkenlerde aynı seansta düzeltilmektedir.

Rinoplasti plastik cerrahi operasyonların en sık yapılan cerrahi olsa da hastalar arasında operasyondan sonra memnuniyetsizlik oranı en yüksek cerrahidir. Çünkü, burun yüzün orta kısmında olmasından dolayı en ufak bir düzensizlik direk göze batmakta ve hasta memnuniyetini düşürmektedir.

Rinoplasti ile Neler Düzeltilmekte ?

Rinoplastide genellikle burunda görsel deformite oluşturan yapısal anormallikler düzeltilmektedir. Bunlar genel olarak burun sırtında kemerin olması (dorsal hump), burun ucunun iri ve yuvarlak olması, burunda eğrilik olması ve burun deliklerinin aşırı geniş ve asimetrik olması gibi nedenler düzeltilir. Ancak, bu hastalar muayenede ve sorgulama aşamasında nefes alma problemlerinden de şikayet etmektedir. Bu oran hiç de azımsanacak kadar değildir ve rinoplasti hastalarının yaklaşık %70-80 ninde bu şikayetler mevcuttur. Nefes alma problemine neden olan burundaki yapısal bozukluklar ise; burun perdesinin eğri olması, burun içinde aldığımız nefesi ılıtan ve nemlenmesini sağlayan burun eti olarak bilinen nazal konka hipertrofilerinin olması ve ayrıca travma –darp gibi nedenler sonucunda oluşmuş olan burun kemik çatısındaki asimetri ve düzensizlikler sıralanabilir. Anlaşılacağı gibi rinoplasti operasyonunda genellikle burun şekil bozuklukları düzeltilse de, aynı seansta nefes alma problemi var ise bu probleme neden olan yapısal bozukluklara da müdahale edilmektedir.

Rinoplastide Hangi Teknik Daha İyidir :

Rinoplastide uygulanan 2 ana teknik mevcuttur. Bunlar; açık teknik rinoplasti ve kapalı teknik rinoplastidir. Her iki tekniğin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur.

Açık teknik rinoplastide burun içi mukozal kesilere ilaveten burun deliklerinin arasında bulunan burun perdesi cildine de yatay açılı bir kesi yapılmaktadır. Bu teknikte operasyon esnasında cerrahi görüş mükemmeldir, burun ucuna müdahale rahatlıkla yapılabilmektedir ve burun kıkırdaklarına istenilen sonuç verilebilmektedir. Bu sayılanlar açık teknik rinoplastinin avantajlarıdır. Ancak, burun perdesi cildinde kesi izinin olması, operasyon esnasında fazla kanama olması, operasyondan sonra ödem ve morluğun daha uzun süremesi gibi dezavantajlarıda mevcuttur. Bu teknik genellikle burun ucuna da müdahale isteyen , burnunda aşırı deformite bulunan hastalarda ve özellikle daha önce rinoplasti operasyonu geçirmiş ve düzeltme cerrahisi yapılacak hastalarda uygulanmaktadır.

Kapalı teknik rinoplastide ise sadece burun içi mukozasına kesi yapılmakta, burun perdesi cildinde kesi olmamaktadır. Bu teknik genellikle burun sırtına (burun kemerine) ve burun kemik çatısına (osteotomiler) müdahale yapılacak hastalarda tercih edilmektedir. Bu teknik ile operasyon esnasında daha az kanama oluşmakta, burun perdesi cildinde kesi izi olmamakta, operasyon sonrası ödem(şişlik) ve morluk daha kısa sürmektedir. Ancak, bu teknik ile burun ucuna müdahale zor olmakta ve operasyon esnasındaki cerrahi görüş daha kısıtlıdır. Yinede hangi tekniğin daha iyi olduğu kesin olarak ayırt edilemememkte ve bunda cerrahın eğilimi ve hastanın isteği göz önünde bulundurulmalıdır.

Rinoplasti ve Osteotomi

Rinoplastide osteotomi dediğimiz kemik kırma işlemi sıklıkla uygulanmaktadır. Bu kemik kırma işlemi ile geniş burun çatısı olan hastaların bu geniş kemik çatıları daraltılmakta, burunda kemik yapıdan dolayı oluşmuş olan eğrilikler düzeltilmektedir. Medial (orta) ve lateral (dış-yan) osteotomi olmak üzere 2 tipi mevcuttur. Genellikle rinoplasti operasyonunda bu 2 tip kombine edilmektedir. Osteotomi her hastaya mutlaka uygulanacak diye bir kanaat yoktur. Örnek vermek gerekirse; hasta burun ucunun yuvarlak ve düşük olmasından şikayetçi ve sadece bu bölgeye müdahale edilerek burun ucunun daha ince şekilli ve kalkık olmasını istiyor. Bu hastaya anlaşılacağı üzere osteotomi yapmanın bir anlamı olmaz. Yine aynı şekilde burun sırtından az bir doku çıkarılmasını isteyen hataya da osteotomi yapılması gerekmemektedir. Bu hastaya burun sırtındaki doğal yumuşak geçiş törpleme ile de sağlanabilmektedir. Ayrıca, osteotomiden sonra morluk ve şişlik daha uzun sürmekte ve ağrı daha fazla olmaktadır. Özetlemek gerekir ise osteotomiler rinoplasti operasyonlarında buruna şekil vermede oldukça etkili bir yöntem olmakla beraber, sadece ihtiyacı olan hastalara uygulanmaktadır.

Rinoplasti ve Burun Tamponu Uygulaması :

Rinoplasti operasyonu esnasında işlem bitiminde genellikle burun deliklerinde tampon yerleştirilmektedir. Burun tamponu yerleştirilmesindeki amaç, operasyon esnasındaki ve sonrasında oluşabilecek kanamaları yapısal bir baskı oluşturarak durdurabilmesidir. Ayrıca, özellikle burun perdesine (nazal septum) müdahale yapılan hastalarda kıkırdak ile mukoza arasında aşırı kanamalar oluşabilmekte ve bu kanama sonucunda burun perdesi kıkırdağında yapısal deformiteler oluabilmektedir. Bu deformitelerin en başında gelenide burun perdesinde delik oluşmasıdır (nazal septum perforasyonu). Burun perdesinde delik oluştuktan sonra bu deformitenin tedavisi oldukça zor ve sıkıntılıdır. Defalarca opere olup, şifa bulamayan hastalar mevcuttur. Yine aynı şekilde burun perdesi kıkırdağı ile burun mukozası arasına aşırı kanama sonrasında burun perdesinde kalınlaşma, defrmite oluşabilmektedir. Buda nefes alma problemlerini arttırmaktadır. Hastalar genellikle burun deliklerine tampon uygulamasına soğuk bakmaktadır. Çünkü , tampon yerleştirilir ise operasyon sonrasında nefes alamayacağını ve çıkarma esnasında çok ağrı olcağını düşünürler. Artık günümüzde kullanılan slikon burun tamponlarında bu sıkıntılar yaşanmamaktadır. Çünkü, günümüzde kullanılan slikon burun tamponlarının ortasında nefes almayı sağlayacak kanal bulunmakta ve slikon tamponun pürüzsüz yüzeyi sayesinde çıkarma esnasına sürtünme olmamakta ve ağrı çok az olmaktadır. Biz klinik olarak eğer hastaya sadece urun ucu kıkırdağına müdahale edilecek ise tampon uygulamıyoruz. Diğer durumlarda mutlaka uygulamayı tercih ediyoruz ve bu durumu hastaya mutlaka izah ediyoruz.

Rinoplasti Sonrası Klinik Seyir :

Rinoplasti operasyonu genel anestezi altında ameliyathanede steril ortamda yapılmaktadır. Operasyon genellikle 1,5-3 saat arası sürmektedir. Operasyondan sonra hastalarımız 30 dakika ile 1 saat arasında gözlem odasında sıkı takip edilmektedir. Bu takip aşamasından sonra bir sıkıntı gözükmüyor ise hasta odasına alınmakta ve 6 saat sonra beslenmesine izin verilmektedir. Operasyondan sonra 1 gece hastanede konaklamak gerekiyor. Hasta anestezi aldığı için ve operasyondan sonra kanama gibi riskleri gözlemlemek için bu gereklidir. Operasyondan sonra yattığı serviste şişliğin ve morluğun oluşmasını önlemek için göz etrafına soğuk uygulama yapılmalıdır. Bu uygulama ilk 2 gün yapılır ise morluk ve şişlik oluşması önemli ölçüde azalmaktadır. Operasyondan 1 gün sonra hastanın pansumanı değiştirilmekte ve uygun görülür ise taburcu edilmektedir. Genellikle 3. Gün burun tamponu çıkarılmakta 7. Gün ile 10. Gün arasında burun alçısı çıkarılmaktadır. Eğer açık teknik rinoplasti uygulanmış ise burun perdesi cildindeki dikişler de 7. Gün alınmaktadır. Hastanın burun tamponu çıktıktan sonra burun içindeki kabuklanmaların ve kan pıhtıların hızlı bir şekilde temizlenmesi için burun içi spreyi kullanmasını öneriyoruz. Bununla birlikte burun alçısı çıkarıldıktan sonra eğer gerekli görülür ise tekra 5-7 gün sürecek bir alçılama daha yapılabilir. Hastaların operasyondan sonra 1 hafta süre ile burun ve göz çevresinde morluk ve şişlikleri olmakta, ancak bu sıkıntılar 1 haftadan sonra yok olmaktadır. Operasyon sonrası 3 hafta boyunca burundave yüzdeödem olmakta ve hastaları bu durum endişelendirmektedir. Bu durumun geçici olduğu hastaya izah edilmeli ve endişesi giderilmelidir. Rinoplasti operasyonundan sonra burnun son şeklini alması 9 ay ile 1 yıl arasında olmaktadır. Eğer düzeltici rinoplasti yapılacak ise 9 aydan önce yapılmamalıdır.

Görüşme Başlat
Merhaba
Whatsapp üzerinden bilgi verebiliriz ?
Powered by